Her ebeveyn çocuğunun ,en azından, bir spor yapmasını ister. Bazıları çocuklarının yaptıkları sporda iyi olmasını ister. Yüzmede de durum farklı değil. Çocuklarının hemen yüzmeyi öğrenip “yüzücü” olmasını isteyen çoğu veli onları büyük kulüplere vermek ister. Mantık açısından baktığımızda bu gayet mantıklı bir sebep. Çünkü, büyük sporcular büyük kulüplerde olur ve genelde büyük takımlar altyapı, imkan, tesis açısından küçük takımlara göre daha iyidir. Ama Türkiye’de yüzme branşında iş böyle yürümüyor.
Neden Çocuğumu Büyük Takımlara Vermemeliyim?
- Büyük kulüplerin yaz-kış okullarında yüzen çocuk sayısı herhangi bir kulübe göre çok yüksek. Yani, ellerinde o kadar çok çocuk var ki sadece en iyi olanlara odaklanıyorlar. Bir hata yapan, bir eksiği olan, laf dinlemeyen çocuklara verilen ilgi oldukça yetersiz. Ufak bir eleme usuluyle “yetenekli” gördükleri çocukları ayırıyor ve onlara özen gösteriyorlar. Diğer çocuklara bir şey öğretmiyorlar diyemeyiz, fakat onların öğrenmesi için gereken ekstra çabayı göstermiyorlar.
- Eğer dikkat ederseniz, büyük takımların şuan elinde bulunan rekortmen veya Türkiye şampiyonu olan gençlerin büyük bir kısmı daha küçük takımlardan transfer edilmiştir. Bu da büyük kulüplerin “sıfırdan yüzücü yetiştirmekten ziyade olmuşları toplayayım” gibi bir düşüncesi olduğunun apaçık bir kanıtı.
- Diyelim ki çocuğunuz o “yetenekli” denilen grupla birlikte yüzüyor. İlerleyen zamanda bütün branşları öğrendi. Artık altyapıda yüzücü olma yolunda ilerliyor ve başka bir hocaya verildi. Yapılan antrenmanlarda hocası onun bir branşını, tekniğini veya kondisyonunu beğenmezse kesinlikle çocuğunuzun ilerlediğini göremezsiniz. Çünkü hoca beğendiği çocukla ilgilenir ve beğenmedikleri ilerleyen zamanlarda zorlanarak yüzmeden kopartılır…
Küçük Takımın Ne Yararı Var?
- Öğrenci sayıları büyük kulüplere göre daha az olduğu için, küçük kulüpler altyapıya daha çok önem veriyorlar. Bu yüzden gelen her öğrenciye aynı şekilde yaklaşıyorlar ve her birine özel ilgi gösteriyorlar.
- Hocalar, çocuklara hatalarını, doğrularını ve yapmaları gerekenleri bıkmadan tekrar tekrar anlatıyorlar.
- Hem çocuklara bir şey katma isteği, hem de antrenörlerin kendilerini geliştirme arzusu onları bu işi daha istekli yapmaya itiyor.
- Çocuklara bir nesneymiş gibi değil, önemli cevherlermiş gibi davranıyorlar.
Çocuğum Hep Küçük Takımda Mı Yüzecek?
“Çocuğum büyük takımlara ne zaman transfer olacak?” sorusu detaylıca tartışılması gerekilen bir soru. Çünkü, her insanın düşüncesi bu konuda ayrışabilir. Bunu en iyi mukayese edecek insanlar, o kulübün baş antrenörü ve çocuğun hocası olacaktır.
Kendimden örnek verecek olursam, 2013-2014 sezonunun başında İstanbul Su Sporları Kulübünden ayrıldım ve Galatasaray’a geçtim. Yaşım 17 iken gerçekleşen bu transferi çok istemiştim. Her yarışa ben ve antrenörüm olarak gidiyorduk. Takım arkadaşlarımın hepsi yüzmeyi bırakmıştı ve zaman zaman benimle yüzen kişiler de oldu, fakat devamlı bir takım halinde yüzmemiştim yıllarca. Galatasaray taraftarı olarak her yarışta ortamlarını hayranlıkla izliyordum ve antrenörümle ortak bir karar alarak başka bir kulübe geçmemin benim için en iyisi olacağına karar verdik. Antrenörüm kulüp konusunda kararsız kalsa da beni kıramayıp Galatasaray ile anlaştı. Aslına bakarsanız yaş olarak erken bir yaş değildi, fakat bu büyük camiaya girince benim gibi yüzlerce insan olduğunu fark ettim. Yazımın başında da bahsettiğim gibi, büyük kulüplerde biri gider diğeri gelir mantığı işliyor. Ben de bir sakatlık yaşadım ve anlaşmazlıklar yüzünden bu sakatlığım kronikleşti. Yüzmeyi de bu sakatlığımın üstünden 1.5 sene geçince bırakmak zorunda kaldım. Bugünkü aklım olsaydı eski kulübümde kalmayı tercih ederdim.
Bana kalırsa büyük kulüplere transfer olmak için iyi bir araştırma yapılmalı. Verecekleri imkan, çocuğunuzun hangi hoca ile yüzeceği, nasıl antreman metodları olduğu vb. etkenleri göze alarak transfere karar verilmeli.





Yorum bırakın